BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti




TECHNOLOGY



09:13 - 3/10/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

kıbrıs su projes ı

Daha da iyisini yapmak için

Hizmetinize sunduğumuz bilgi ve deneyimlerimizle, yatırımlarınızda en doğru ve ekonomik çözümleri seçmenize katkıda bulunuyoruz. 

Kıbrıs Su Projesi      

08:53 - 3/10/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

hayatımızı değıstıren ıcatlar

Bulundugu yer: Icatlar

HAYATIMIZI DEGISTIREN ICATLAR

Yazı (M.Ö. 3500): Tarih kitaplarımızda yazının Sümerler tarafından bulunduğu yazar. Daha yenilikçi yaklaşımlar ise yazının aynı dönemde Mısır uygarlığı tarafından bulunduğunu, yani yazının dünyadaki iki farklı uygarlığın aynı zamanda bulduğu bir şey olduğunu söylüyor. Yazının bulunması, insanlık tarihinde bilgi adına atılmış ilk adımdır.

Takvim (M.Ö. 45): Takvimler astronomik olaylara göre ayarlanır. Evrende bizim için en önemli iki astronomik hadise de güneş ve ay olduğuna göre takvimlerimizi bunlara göre ayarlamamız son derece doğal. Bugün kullandığımız Gregoryen takvimin babasını, M.Ö. 45 yılında Sezar hazırlamış. Bu takvimin başlangıcı da Cleopatra ile ilk buluşmasıymış. Ancak bu takvim 128 yılda bir 1 gün atarmış. Bunu engelleyecek ince ayar 15 Kasım 1582'de yapılmış.

Hayatımızı "gerçekten" değiştiren icatlarPusula (206): Pusula, eski Çin hanedanlıklarından Qin'in bilim adamları tarafından keşfedilmiş. Çinli büyücüler, mıknatıs taşlarını fal bakarken kullanıyormuş. Sonunda birileri mıknatıs taşlarının belirli bir yönü gösterebildiğini fark etmiş ve ilk pusula böylece ortaya çıkmış. Ancak bu pusuladan çok, bir platformun üzerine bırakılmış bir kaşıkmış. Manyetize edilmiş bir iğnenin yuvarlak bir kutuya konması ise 850 ile 1050 arasında bir zamanda, yine Çin'de gerçekleşmiş. Pusula olmasaydı neler olurdu bir düşünsenize!

Matbaa (1439): Yazılı bilgiyi ucuz olarak kitlelere ulaştırmak mümkün olmasaydı Rönesans da olmazdı, Pazar sabahı tam sayfa çengel bulmaca çözme keyfi de. Matbaa için gerekli çabaları Johann Gutenberg göstermiş ama safça bir insan olduğundan sürekli kandırılmış. İlk basılan İncil de Bay Gutenberg tarafından değil, makinesine el koyan ortağının oğlu tarafından matbaaya gitmiş. Neyse ki kitaplarda hep Gutenberg'in ismi var da adamcağızın kemikleri sızlamıyor.

Mekanik saat (16. yy): Saati öğrenmenin tarihi kısmıyla ilgilenmeyelim, o kısım epey uzun. 1577'de dakikayı gösteren ilk saat yapılmış. Jost Burgi'nin amacı, astronomların kullanacağı bir yardımcı üretmekmiş.1656'da sarkaç icat edilmiş, bu da saatleri daha güvenilir hale getirmiş. Koluna saat takan ilk kişi ise Fransız matematikçi ve filozof Blaise Pascal. Yıllardan 1660. Saat kavramını standartlarına oturtan ise 1878'de Sir Sanford Fleming olmuş.

Hayatımızı "gerçekten" değiştiren icatlarMikroskop (16. yy): Lensler ve büyüteçler, Antik Yunan uygarlığında bile biliniyormuş. Ancak onlar bu lensleri yapmayı değil, sadece ortası kenarlarından daha geniş kristallerin etkilerini biliyormuş. 1590'da iki gözlük imalatçısı Zaccharis Janssen ve oğlu Hans, bir tüpün içine dizdikleri lenslerin yakındaki bir cismi 10 kat yakına getirdiklerini fark etmiş. 1700'lü yılların başında Anton van Leeuwenhoek, 270 kat büyüten bir mikroskop yapmış ve olaylar gelişmiş!

Teleskop (1608): Cam, M.Ö. 3500 gibi bulunmuş ama lens haline gelmesi için 5000 sene geçmesi gerekmiş. Hans Lippershey, ilk lensi 1600'lü yılların başında yapmış. Aslında doğruyu söyleyelim, mikroskopta da okuduğunuz gibi çok önceleri de lensler yapılıyormuş ama nedense tarihe adını o yazdırmış. Teleskop ise 1609'da, ünlü İtalyan bilim adamı Galileo Galilei tarafından icat edilmiş. Bu teleskop cisimleri 30 kat büyütebiliyormuş. Aynalarla ışığı toplayarak daha performanslı bir teleskobu bulan kişi ise 1704'de Isaac Newton olmuş.                   

 

 

Buhar motoru (1698): Buhar motoru, endüstri devriminin başlamasına, dünya için iyi, o dönemde yaşayan zavallılar için pek fena bir sürü olayın yaşanmasına sebep oldu. İlk kez hayvan gücü aşılıyordu ve insanlar çılgınca sürekli bu gücü kullanacakları yeni alanlar buldular. Bunun için 1968'de buhar motorunun patentini alan Thomas Newcomen'e teşekkür etme nezaketini gösterdiler mi bilemeyiz tabii.

Elektrik (1832): Elektrik, elektron akışıyla enerjinin transfer edilmesi sonucu oluşur. Elektriğin M.Ö. 600'lü yıllarda bilindiği, Antik Yunanistan'da kürklere amber sürülerek statik elektrik elde edildiği yazılır. Amberleri kürklere o kadar çok sürerlermiş ki gözle görülen elektrik akımları bile oluşurmuş. Elektrik denince akla Edison'un gelmesi ise kendisinin başarılı bir halkla ilişkilerci olmasından kaynaklanıyormuş sadece. Yoksa buluşta katkısı olan daha pek çok bilim adamı var. Elektrikli sandalyeyi de maalesef Edison bulmuş. Laboratuvar ortamında elektriği ilk kez elde edebilenler ise aynı yıl ayrı ayrı çalışmalarla Michael Faraday ve Joseph Henry.

Plastik (1862): İnsan yapımı ilk plastik, 1862'de Alexander Parkes tarafından İngiltere'de yapılmış. Selülozdan yapılan bu madde, ısıtılıp yumuşatılarak kalıba dökülüp soğuyunca, kalıbın şeklini alarak çıkıyormuş. Bundan önce buna benzer bilinen tek madde Charles Goodyear'ın bulduğu yollarla işlenen doğal kauçukmuş.

Hayatımızı "gerçekten" değiştiren icatlarRadyo (1895): Radyo, gelişimini iki buluşa borçlu: telefon ve telgraf. Bu ikisi olmasaymış radyo da olmazmış. 1860'ta İskoç fizikçi James Clerk Maxwell, radyo dalgalarının varlığını keşfetmiş. İtalyan mucit Guglielmo Marconi, 1895'te ilk kez bilinçli olarak radyo dalgaları gönderip almayı başarmış. Ancak bugün modern radyonun mucidi, bir takım yasal düzenlemeler sonucu Nikola Tesla sayılıyor.

Penisilin (1928): Penisilin'in tüm ekmeğini Alexander Fleming yese de küfün antibiyotik etkisini ilk olarak 1896'da Ernest Duchesne keşfetmişti.

Tabii bilimsel olarak; yoksa taa Mezopotamya'ya, Maya uygarlıklarına dönmemiz gerek. Yani besin zehirlenmelerinin en önemli sebebi olan stafilokok bakterilerinin, penicillium cinsi küfle öldürülebildiğini kayda geçiren kişi Alexander Fleming'dir. Penisilinin tıptaki hayati önemi, ilk kez II. Dünya savaşı sırasında kanıtlanmış.

PC (1936): Kişisel bilgisayarı kim buldu diye sorarsak tek bir yanıt almamız biraz zor. Bilgisayar tek bir parçadan oluşmayan komplike bir makine ve haliyle üretimine sınırsız sayıda kişi katkıda bulunmuş. Bütün bu parçalar da ayrı birer icat olarak nitelenmeli belki de. Ancak ilk programlanabilir bilgisayar, Konrad Zuse tarafından üretilen Z1'dir. Yıllardan taa 1936. Ancak bu makinenin tarihini PC'ler için kullanmamız ne derece doğru bilemiyoruz. Aslında aramızda kalsın, hiç değil ama ne yapalım ki ilk örnek bu.  

 

 

 

Transistör (1947): Transistör, bir devreyi açıp kapayan, bir sinyali güçlendiren, farklı dirençteki devre parçalarını birbiriyle uyumlu hale getiren, hmm, şeydir. Biz bilmiyoruz, öyle diyorlar.

Transistör için ayrıca elektrik elektronik camiasının en mühim keşfi de diyorlar. Ne yaptığını tam bilmesek de 1947'de transistörü buldukları için John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley'ye teşekkür borçluyuz sanırız.

Kalp pili (1950): Kalp pili, kalbin atış hızını ayarlayan bir cihaz. Kanadalı John Hopps, vücut sıcaklığının aniden düşmesi anlamına gelen hipotermiya'ya çare bulmak için radyo dalgalarıyla vücut sıcaklığını artırmaya çalışırken, tesadüfen kalbin durduğunda mekanik olarak tekrar çalıştırılabildiğini keşfetmiş. İlk ürettiği kalp pili o kadar büyükmüş ki vücudun dışında taşınması gerekiyormuş.

Lazer (1960): LASER, "Light Amplification by the Stimulated Emission of Radiation" kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma. İlk kez 1917 yılında Albert Einstein tarafından "hayal edilmiş". 1954'te "maser" denilen teknoloji bulunmuş, "light" kelimesi yerine "microwave" kelimesini koyun. Lazerden tek farkı görünmez olmasıymış. 1958'de "maser"in mucitleri Charles Townes ve Arthur Schawlow, görünür bir lazer üzerinde çalışmışlar ancak ilk optik lazer ışınını yaratan kişi Theodore Maiman olmuş.

Hayatımızı "gerçekten" değiştiren icatlarCep telefonu (1973): Cep telefonu düşüncesi 1947'de ortaya çıkmış. Arabalara nasıl telefon yerleştireceklerini düşünen bilimadamları, yüksek güçlü vericileri aralıklı olarak yerleştirmektense düşük güçlü ucuz vericileri sık aralıklarla yerleştirmenin daha başarılı bir sistem olduğunu düşünmüşler. Tabii o sırada bunu yapabilecek teknoloji ortalarda yokmuş. Martin Cooper, modern cep telefonu cihazının mucidi sayılıyor. İlk cep telefonu görüşmesini 1973 yılının Nisan ayında o yapmış. 1977'de ilk cihaz imal edilmiş ve 2000 tane sınırlı sayıda üretilerek piyasaya çıkmış.

İnternet (1991): İnternetin büyükbabası ARPAnet'in ilk çalışmaları, soğuk savaş döneminde yapılmış. Amaç, yeni bulunan NCP (Network Control Protocol) protokolü sayesinde birbirine bağlanabilen bilgisayarlarla birbirine uzak iki askeri üs arasında bilgi akışını devamlı tutmakmış. 1968'de artık ağır kalan ARPAnet yerine NSFnet kurulmuş ve bu sefer ağa üniversiteler de bağlanmış. Bu ağ, bugün internet dediğimiz devasa şeyin omurgasını oluşturmuş.

İş'te Genç'in seçimi - Tekerlek: Maalesef ilk tekerleği kimler buldu bilemiyoruz. Yani düşünürseniz aslında özel bir seçim olmasını sağlayacak bir hikayesi yok. Tabii şu an elimizin altındaki farede bile olması, özel bir seçim olması için kafi bir neden denebilir. Tekerleğin icadından önce ağır cisimler kaydırılıyormuş. Bir gün zeki bir mağara adamı, kaydırılan şeyin altına tomruklar konursa daha rahat hareket ettiğini görmüş ve tekerlek için ilk adım atılmış. Sürtünmenin fark edilmesi ve tomruğun yontularak aks haline getirilmesi gibi çılgınca şeyler nasıl düşünüldü, aklımız almıyor. Biz olsak hala ittiriyor olurduk.

 

 

 

08:52 - 3/10/2006 - Yorumlar {1} - Yorum Yaz

Technology

Bulundugu yer: Technology

zay hakkında bilgilerinizi sınayın
Ay hakikaten bir dede değil, kara delikler galaksiler arası geçiş kapıları değildir ve kuyruklu yıldızlar sevindiklerinde kuyruklarını sallamaz. Uzay hakkında bilginizi sınayan bu test sizin için ufak bir adım olabilir ama insanlık için büyük bir hizmet!... »

Uzay hakkında bilgilerinizi sınayın
Sıradışı şehir taşıtları

Sıra dışı şehir taşıtları

Hayatımız otobüs, metro, dolmuş, taksi, tramvay, vapur, metro, otobüs şeklinde geçiyor. Büyüyünce scooter, daha büyüyünce otomobil istiyoruz ama şimdilik bunlara tek alternatif bisiklet gibi görünüyor. Büyük şehirlerden birinde oturuyorsan... »

Küresel ısınmada kritik 10 yıl
Sera etkisinin küresel ısınmayı tetiklediği biliniyor. Ancak politikacıların ve bilim adamlarının söylediklerinin aksine dünyanın küresel ısınma ile mücadele edebilmesi için düşünülenden çok daha az zamanı olabilir. İngiltere’nin eski kabine başkanı... »

Küresel ısınmada kritik 10 yıl
Saatin tarihi

Saatin tarihi
Saatlere anlamlar yükleyip modern hayatın bizi nasıl kıskıvrak yakaladığından filan şikâyet etmeye hakkımız yok, dünyadaki ilk günlerinden beri insanlar bir şekilde zamanı ölçmeye çalışmışlar. Yani aynen saçlarımız gibi saate olan merakımız da... »

Gıcık pi
Pi, biliyor olabileceğiniz gibi, dairenin alanını ve çevresini bulmaya yarayan bir sayı. 3,14 deyip geçiyoruz ama göründüğü kadar mülayim bir sayı değil pi; dört bin yıldır matematik ile felsefenin her tarafına, piramitlere ve hatta ekin halkalarına kadar... »

Gıcık pi
Bilgisayarlar yanlış bir şey yaptığınızda patlar mı?


Bilgisayarlar yanlış bir şey yaptığınızda patlar mı?

Hasbelkader kendinizi bu sitede buldunuz ve aslında bilgisayarlardan hiç mi hiç anlamıyorsunuz. Bu yazıyı sizin için yazdık. Birkaç dakika içinde HDD, CPU, RAM gibi kısaltmaların ne demek olduğunu, hangi şeyin kasa, hangi şeyin harddisk olduğunu...

08:50 - 3/10/2006 - Yorumlar {1} - Yorum Yaz

Leonardo’nun esrarengiz bisikleti

Bulundugu yer: Bisiklet

Leonardo’nun esrarengiz bisikleti

Leonardo’nun esrarengiz bisikletiBisiklet tutkunları için Leonardo da Vinci'nin çizdiği bisiklet eskizi, sanatçının baş yapıtı varsayılan Mona Lisa tablosundan çok daha büyüleyicidir. Ancak son zamanlarda Leonardo Usta’nın atölyesinde yaratıldığı düşünülen bisiklet çizimine, bazı kesimler aldatmaca gözüyle bakıyorlar.

İsterseniz gelin, o döneme doğru kısa bir yolculuk yapalım. Rönesans, insan anatomisinin ve doğanın olağanüstü özelliklerinin tekrar keşfedildiği bir dönemdir. Mekanik yasalar ve olayların 'neden-sonuç' ilişkilerini sorgulayan bakış açısı, gizemcilik ve simya ilminin yerini almaya başlamıştır bu devirde. Ve tekerlek, teknolojinin gücünü somutlaştıran bir simge olmuştur.

Leonardo’nun esrarengiz bisikletiLeonardo da Vinci (1452-1519) Rönesans döneminin en renkli kişiliklerinden biridir: Sanatçı, mucit, mühendis, mimar, bilgin, tıp uzmanı, jeolog ,fizikçi ve müzisyen kimlikleri ile tanınır. 1493'te, yani Badenli mucit Karl Friedrich Drais von Saverbronn'un (1751-1851) bisikletin atası sayılan ilk “yönlendirilebilir koşma makinesi”ni geliştirmesinden tam 400 yıl önce, Leonardo, eşit çapta iki tekerleği, pedalı, zinciri ve dişlisi bulunan, kısaca bugünkü bisikletlerin temel yapılarıyla inanılmaz derecede benzerlik gösteren bir araç tasarlamış. Ne var ki Leonardo da Vinci'nin bu bisiklet taslağı, yaklaşık yarım asır boyunca tutkalların ardındaki karanlıklarda kalmış.

Gizemli hikayemiz, Leonardo da Vinci'nin çalışmalarının restorasyonu sırasında bulunan bazı gizli kayıtların gün ışığına çıkmasıyla başlar. Edebiyat tarihçisi Augusto Marinoni, 1974 yılının Nisan ayında verdiği bir konferansta, Leonardo da Vinci ve öğrencilerinin tabakalar dolusu taslaklarını içeren ve "Codex Atlanticus" adıyla anılan ünlü albümün içinde, kabataslak bisiklet resmini keşfeder ve tüm dünyanın dikkatine sunar. Profesör Marinoni'ye göre, bu taslak, Leonardo da Vinci'nin bisikletin mucidi olduğu gösteren su götürmez bir kanıttır.

"Codex Atlanticus" albümünün serüveni 16’ncı yüzyıla kadar uzanıyor. O dönemin müzelerinde görev yapan ve arşivlerin bakımı ile onarımından sorumlu olan Pompeo Leoni, Leonardo'nun stüdyosundaki çizimleri ve çıraklarının kullandığı bazı tabakaları ele geçirmiş. Darmadağınık haldeki tomarlarca kağıdı derleyip toparlayabilmek için, Leoni, sayfaları birbirlerine tutkallayarak üç ayrı albüm oluşturmuş. Leonardo tutumlu ve müşkülpesent bir sanatçı imiş; çizimlerini yaparken kağıdın her iki tarafını da kullanırmış. Bu tür kağıt yapraklar hem ön, hem de arka yüzleri görülebilecek biçimde, ortalarına kare şeklinde pencere açılmış karton çerçeveler yapıştırılarak sağlamlaştırılmış. Anlatılanlara göre, bazı sayfaların arka yüzlerinde üstadın talebeleri pratik yapmışlar. Leoni, arka taraflarında karalamalar olan sayfaları sağlamlaştırırken, destek kartonların ortasına delik açmamış ve anlamsız bulduğu çiziktirmeleri bir anlamda mühürlemiş.

1966-69 yılları arasında, "Codex Atlanticus" albümü Milano'daki Ambrosio Kütüphanesi’nden onarım amacıyla çıkartılarak, Roma yakınlarındaki Grottaferrata Manastırı’nın restorasyon laboratuvarında görev yapan rahiplere emanet edilmiş. Albümün sayfalarını tek tek elden geçiren keşişler, destek kartonlarına delik açılmamış bir tabakayı kenara ayırmışlar ve tutkallarını sökmüşler. Arka yüzü görünür hale gelen 133 numaralı sayfada, bir çift müstehcen çizim (ne olduğunu sormayın!), baştan savma karalanmış genç bir adam karikatürü ve pedal gücüyle hareket eden bisikletin mekanik özelliklerini taşıyan aracın kabataslak resmi açığa çıkmış.

Leonardo’nun esrarengiz bisikleti

Bisiklet benzeri bu alet çizilirken iki ayrı renkte kalem kullanılmış. Gidon, transmisyon düzeneği ve jant telleri -metal aksamı belirtmek için- koyu kahve renkli kalemle, kadro ve tekerlekler -ağaçtan imal edildiğini göstermek için- açık kahve renkli kalemle resmedilmiş; tekerlekler de belli ki pergelle çizilmiş. Tekerleklerin her birinde sekiz simetrik jant teli bulunuyor. Bisikletin kadrosu ve gidonu tamamlanmamış veya silinmiş gözüküyor. Pedalların, zincir mekanizmasının ve sele desteklerinin çizimi baştan savma yapılmış.

Leonardo’nun esrarengiz bisikleti Leonardo’nun esrarengiz bisikleti Leonardo’nun esrarengiz bisikleti

Leonardo’ya ait değişik cihazların çizimleri

Buraya kadar her şey normal gözüküyor değil mi? Şimdi sıkı durun. Leonardo'yu araştıran çoğu tarihçi, sanatçının kendine has rakamlar ve işaretler sistemine uymadığı için bu çizimi başkasının yaptığını düşünüyorlar. Örneğin, Alman bisiklet kuramcısı Hans-Erhard Lessing, bisikletin, hemşehrisi Baron Drais von Sonnerbronn tarafından icat edildiğini iddia ederek, Leonardo'nun "Rönesans Bisikleti" hakkında şu şok açıklamalarda bulunmuş: “Bisiklet taslağının çiziminde kalem kullanılmış. Kalem ucu, grafitten imal edilir. Grafit, 1564 yılında, yani Leonardo'nun ölümünden yıllar sonra, İngiltere'de keşfedildi. 1960'larda, "Codex Atlanticus" albümünün restorasyonunda çalışan rahipler bu sahtekarlığı yapmıştır. İtalyanlar bisiklet buluşunun kendilerine ait olması gerektiği konusunda fazla tutkulular ve kendilerinden geçmişler."

Kaliforniya Üniversitesi’nden sanat tarihçisi Carlo Pedretti, 1961 yılında söz konusu çizimin bulunduğu sayfayı, henüz tutkalları sökülmemişken, güçlü bir ışık tutarak incelediğini ve bisiklete benzer bir şey görmediğini söylüyor. Gözüne ilişen iki daire ve onları birleştiren eğimli çizgiyi not defterine kaydeden Pedretti, "Gördüğüm şekil bisiklet değildi," diyor.

Bir diğer iddia da, bisiklet çiziminin, orijinal resim kaybolduğu için Leonardo'nun öğrencileri tarafından yapılmış kaba bir röprodüksiyon olduğu. Resmi kopya ettiği sanılan kişiler arasındaki en güçlü aday ise üstadın en favori öğrencisi Salai. İşte “Rönesans Bisikleti”ne ait gizemli hikayenin özeti böyle.

Leonardo’nun esrarengiz bisikleti

Leonardo’nun esrarengiz bisikletiTüm bu iddialara rağmen, ünlü mucidin memleketi Floransa'nın yakınındaki Leonardo da Vinci Müzesi’nde görev yapan modelleme uzmanları, bisikletin tahtadan birebir kopyasını yapmışlar. Yolunuz düşerse bir göz atın :)

Hadiseye Leonardo da Vinci odaklı yaklaştığımızda, biz, kendi çizimi olmasa bile, taslakta gördüğümüz bisiklet fikrinin ondan çıktığına inanıyoruz. Neden mi? Şöyle ki; çizimi gün ışığına çıkaran Profesor Marinoni, eskizin 1493 yılına ait olduğunu söylüyor. 1967 senesinde Amerikalı akademisyen Jules Piscus'un, Madrid Ulusal Müzesi’nde ortaya çıkardığı, "Codex Madrid" adını taşıyan iki albüm aynı dönemde yazılmış. Hatta bu albümlerin birincisi olan "Codex Madrid I" adlı eserin kapağına Leonardo da Vinci kendi el yazısı ile tarih atmış. "Codex Madrid I"in içindeki 10r numaralı tabakada, bisiklet eskizindeki zincir-dişli mekanizmayla tamamen uyuşan, Leonardo tarafından çizilmiş resimler var. Bu zincir ve dişli resimleri başta cisimleri kaldırma amacıyla tasarlanmış gibi varsayılmışsa da, bisiklet eskizinin ortaya çıkmasının ardından, söz konusu parçaların güç iletme gayesiyle de dizayn edilmiş olabileceği fikri yaygınlaşmış.

Bisiklet taslağı meselesinde, Leonardo da Vinci'nin sorgulanmasından öte, bu mucizevi aracın keşfini millet olarak sahiplenme mücadelesi var. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İtalyanlar, buluşun kendilerine ait olması gerektiğine inanıyorlar ve Almanlar’ın elinden bu gururu kapabilmek için büyük bir gayret içerisindeler.

Leonardo’nun esrarengiz bisikletiAynı şeyi zamanında İngilizler denemişti. İddia edildiğine göre bisikletin temelini oluşturan ilk figür, Buckinghamshire Stoke Poges'daki Saint Giles Kilisesi’nin pencere camında, bacaklarını iki yana açarak bisiklete benzeyen aracın üzerine oturmuş bir meleğin betimlendiği vitrayda bulunmaktaydı. Pencerenin 16’ncı yüzyılın sonlarından kalma olduğu söyleniyordu. Bir okurumuz ile bu konuyu paylaştığımızda, vitraydaki meleğin, kilise çıkıntısına oturmuş olduğu ve tekerlek benzeri nesnenin de "wheel of fortune", yani “çarkıfelek”i sembolize ettiği yorumunda bulunmuştu. Çarkıfelek figürünün şöhreti Tarot kartlarından kaynaklanıyor. Kart üzerinde yer alan çark, akıcı evrenin ebedi devinimini ve insan yaşamının sürekli değişkenliğini sembolize ediyormuş. Tarot kartının orta yerinde resmedilen çarkıfeleğin yanı sıra, dört köşede dört ayrı yaratık görüyoruz. Bunlar melek, boğa, inek ve kartal. Bu figürlerin İncil’den alındığı ve kutsal kitapta bahsedilen "Tanrı’nın tahtını taşıyan yaratıklar" ile kart üzerinde görülen yaratıkların aynı olduğu söyleniyor. Aralarındaki "erkek melek" ise, havanın simgesiymiş. Herhalde İngiltere’deki kilisenin camında tasvir edilen bisikletin patlayan lastiğine, ağzındaki ilkel pompayla hava basıyordu. Belki buradan ilk pompayı İngilizler’in keşfettiği sonucuna da varabiliriz :)

Leonardo’nun esrarengiz bisikletiFransızlar ise, ünlü mucit Compte de Sivrac'in "Hobbyhorse" olarak adlandırılan, iki tekerlekli, pedalları bulunmayan ve bacak gücüyle devinim kazanan aygıtını, ilk bisiklet olarak kabul ediyorlar.

Yani özetle; "İlk bisikleti kim icat etti?" sorusuna, Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere’den ayrı ayrı cevaplar alıyoruz.

Modern çağı hızla yaşadığımız bu dönemde asıl sorgulanması gerekenin, bisiklet adı verilen bu olağanüstü aracı kimin icat ettiğinden çok, onu günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline nasıl getirebiliriz konusu olması gerektiğini düşünüyoruz.

08:48 - 3/10/2006 - Yorumlar {1} - Yorum Yaz

ISITMA NEDENLERİ

Bulundugu yer: Nedenler

ISITMA NEDENLERİ

Genel olarak bir tankın veya borunun içerisindeki malzemenin ısıtılmasının iki amacı vardır.

Donmayı Engellemek :

Bilindiği gibi sıvıları bir noktadan diğerine kolayca pompalamak veya gravite ile taşınmaları için akıcı olmaları gerekmektedir. Su ve benzeri sıvılar normal ortam sıcaklığında da viskoziteleri düşüktür. Bu tip sıvılar için önemli olan soğuk havalarda donma sıcaklığının üzerine kadar ısıtmaktır.

Viskoziteyi Düşürerek Akıcılığı Sağlamak :

Diğer bir kısım sıvılar ortam sıcaklığında bile viskositeleri yüksek olduğu gibi bazıları katı halde bulunur. Örneğin fuel oil’i pompalamak için 55 ºC’ye ısıtmak gerekmektedir. Bazı kimyasal maddeler ise ortam sıcaklığında sıvı halde bulunduğu halde viskositeleri oldukça yüksektir. Bunlarında pompalanabilmesi için 80ºC , 100ºC gibi yüksek sıcaklıklara çıkarılması gerekmektedir

Elektrikle Isıtma :

Elektrikli ısıtma uygulamalarında özel bir ısıtıcı kablonun endüstri tesislerinde tankın , borunun ve enstrümanların etrafına sarılarak ; çatı ve oluklar da ise çatı ve olukların içerisine serilerek ; yerden ısıtma sistemlerinde ise döşemenin altına monte edilerek içerisinden akım geçirilir ve elektrik enerjisi bu kabloda ısı enerjisine dönüşür.

Elektrikli Isıtma Sisteminin Avantajları :

• Sistem Kontrol Edilebilir

Sıcaklık sensörü ( pt100 ) ile bir veya birkaç noktadan sürekli ölçüm yapılır. İstenen sıcaklığın altındaki değerde sistem elektrikle ısıtmaya başlar. İstenilen sıcaklığa geldiğinde ise otomatik olarak devreden çıkar.

• Bakım Maliyeti Sıfırdır

Elektrikli ısıtma ( Electrical Heat Tracing ) uygulaması bakım gerektirmez ve kabloya zarar verilmediği sürece ömrü çok uzundur.Bu nedenlerle, kısa sürede yatırım maliyetini çıkarır ve eski yöntemlere göre daha ekonomik olur.

• Enerji Tasarrufu Sağlar

Sistem sürekli devrede değildir. Bu nedenle, buharla ısıtmanın tersine sürekli bir enerji sarfiyatı olmaz.

Elektrikli Heat Tracing Sisteminin Başlıca Kullanım Alanları :

1 – Boruların ısıtılması,

2 – Tankların ısıtılması,

3 – Enstrümanların ısıtılması,

4 – Vana, pompa gibi ekipmanların ısıtılması,

5 – Çatı ve olukların ısıtılması

6 – Zeminin ısıtılması

08:47 - 3/10/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

ROBOTLAR

Bulundugu yer: ROBOTLAR

 

Asimo
Honda

world.honda.com/robot/
www.honda-p3.com
asimo.honda.com
www.honda.co.jp/ASIMO/
www.honda.com

1986’dan beri insansı robotlar geliştiren Honda’nın en son ürünü ASIMO. İlk çalışmalara başladığında önce insanlar gibi iki ayaklı yürüyebilen robotlar geliştirmeye yönelmişler. 1993’ten itibaren iki ayaklı yürüyebilen robotların üstüne bir gövde, bir baş ve iki kol ekleyerek çalışmalara devam etmişler. 1997’de insana (daha doğrusu “zayıf” bir astronot’a) oldukça benzer bir görünüşü olan P3 ve ASIMO ortaya çıkmış. Şimdi çalışmalar daha çok ASIMO tarafında devam ediyor.
P3 ve ASIMO, Sony’nin SDR-X4 II robotu gibi insanların yapabildiği birçok özelliğe sahip. Geçen yılki RoboCup’ta futbol gösterisi yapan SDR-X4 II’ler ve ASIMO’lar gelecekte belki de futbol maçı bile yapacaklar (Bu arada RoboCup’ın 2050 yılındaki hedefinin insan futbolcularla rekabet edebilecek robot futbolcular arasında maç yaptırmak).
P3, 130 Kg ağırlığında ve 1.60 m boyunda. Ağırlığını saymazsak robot Japon’ların boy ortalamasında. Dolu aküleriyle yaklaşık 25 dakika çalışabiliyor. Her elinde 9 Kg’lık birer ağırlığı taşıyabiliyor. Saatteki yürüme hızı 2 Km’ye kadar çıkabiliyor. 4 tane yüksek performanslı işlemci ile kontrol ediliyor. Başındaki 2 kamerasıyla sınırlı ölçüde etrafını tanıyabiliyor.
Honda’nın robot geliştiricileri edindikleri bilgi ve tecrübeyi P3’ten sonra asıl pazarlamaya dönük olan ASIMO’da kullanmışlar. ASIMO’nun boyu özellikle bir çocuk kadar tutulmuş: 120 cm. Fakat bu kadar kısa bir boyla günlük hayatta gerekli olan her şeye kolayca ulaşabilecek kadar ergonomik. İnsanlar gibi sandalyeye oturma ihtiyacı da olmadığından boy sorunu yok.
ASIMO şu anda Honda’nın Japonya’daki merkezinde misafirleri gezdirmek amacıyla kullanılıyor.


PaPeRo
NEC

www.incx.nec.co.jp/robot/
İlk prototipi 1997 yılında R100 olarak tanıtılan ve 2001 yılında daha gelişmiş modeli PaPeRo olarak adlandırılan bu küçük robotun boyu sadece 38,5 cm.

NEC’in Multimedya Araştırma Laboratuarı tarafından geliştirilen bu kişisel robotun adı “Partner-type Personal Robot” kelimelerinin ilk ikişer harflerinden türetilmiş.

Basit hatlara ve canlı renklere sahip. Çok sevimli ve çok hareketli bir ev robotu olarak tasarlanmış.


Benzeri birçok robotun sahip olduğu özelliklere sahip. Başlıca özellikleri; hareket edebiliyor, konuşabiliyor, sesli komutları uygulayabiliyor, sınırlı bir görme yeteneğine sahip, yüzlerden kişileri tanıyabiliyor.

Ev içerisinde gayet özgür bir şekilde hareket edebiliyor ve bazı basit işleri yerine getirebiliyor. Gelişmiş özellikler eklemek için telsiz modem vasıtasıyla bir PC’den kumanda edilebiliyor.






 
NeCeRo
Omron

www.necero.com
www.omron.com

Japon Omron şirketi tarafından geliştirilen NeCeRo uzaktan bakıldığında gerçek bir kedi sanılabilecek kadar gerçekçi bir görünüme sahip.  Yakından bakılınca yapay olduğu hemen görülüyor tabii ki.

Dışı pelüş oyuncaklar gibi akrilik tüylerle kaplı. Kuyruğuyla birlikte uzunluğu 32 cm. Pilleriyle birlikte ağırlığı ise 1.6 Kg. 
Baş ve sırtın muhtelif yerlerinde dokunma algılayıcıları var. Bunlar daha çok insanların okşamalarını hissedecek şekilde yerleştirilmiş. Kulaklarında mikrofon, ağzının içinde ise hoparlör gömülü. Tasmasının ucunda renkli bir ışığı da var.

Sık tekrarlanan seslerden adını öğrenip, adına tepki gösterebiliyor. Omron tarafından geliştirilen MaC adındaki teknoloji sayesinde algılayıcılarından gelen verilere göre bir kediyi taklit edecek şekilde hareket edebiliyor, tepki gösterebiliyor.

48 farklı kedi sesi çıkarabiliyor Cisimlerin hareket yönünü algılayabilecek kadar bir görme yeteneğine sahip. Ayakları, kuyruğu, boynu, dudakları, göz bebekleri ve kulakları belli ölçülerde hareket edebiliyor.






 
AIBO
Sony

www.aibo.com
www.sony.com/aibo

Robot köpek AIBO ilk olarak satışa 2000 yılında sunuldu. Kısıtlı sayıdaki AIBO, bir “oyuncak” için oldukça yüksek bir fiyata (2.500 USD) rağmen kısa sürede satıldı. Ertesi yıl daha gelişmiş ve daha makûl bir fiyata (1.500 USD) sahip ERS-210 modeli satışa sunuldu. Bu model de oldukça tutuldu. Biraz daha gelişmiş özelliklere sahip ve Japon bilim-kurgu çizgi film ustalarıyla yeni bir görünüm alan ERS-220 modeli de aynı fiyata sahip. Ayrıca, daha basit özelliklere ve görünüme sahip diğer bir model de mevcut.
Ülkemizde de satılmakta olan AIBO, bir köpeğin görünümüne oldukça benzemekle birlikte benzer hareketlere sahip neredeyse. Birçok ekleme sahip ve bunlar sayesinde oldukça gerçekçi birçok hareketi taklit edebiliyor. Hatta bir köpeğin yapamayacağı bale hareketlerini bile yapabilmekte. Tabii ki bir köpeğe göre çok daha az çevik olduğu kesin.
AIBO, güçlü bir bilgisayara sahip. Çok sayıdaki ve farklı özellikteki duyargalarından (sensor) gelen verileri işleyen yapay zeka kullanan programları sayesinde birçok şey yapabiliyor. Öğrenme yeteneğine sahip. Sesle ve kablosuz bağlantı ile PC’den kumanda edilebiliyor. Önceden programlanmış hareketleri ve davranışları oldukça gerçekçi bir köpek gibi uygulayabiliyor. Özel topu ile oyun bile oynayabiliyor. Her yıl düzenlenen robotlar arası futbol müsabakalarında AIBO takımları arası futbol karşılaşmaları bile yapılıyor.
AIBO’nun burun kısmında renkli bir kamera bulunuyor. Fotoğraf çekmek, etrafındaki nesneleri basitçe algılayabilmek, özel topunu takip edebilmek gibi amaçlarla kullanılabiliyor. İnsanları yüzlerinden veya seslerinden tanıma gibi özellikler de ayrıca mevcut.

08:43 - 3/10/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

PROJELER(ZİHNİ SİNİR)

Bulundugu yer: Projeler



t-shirt projesi
MIRACLE-T Only For Men. Çok zayıfsanız, kaslı bir vücut istiyorsanız
ama spor salonlarında harcayacak vaktiniz hiç yoksa işte Miracle-t.
İçindeki özel dizayn hava baloncuklarını, yakasında bulunan hortum sayesinde
şişirin işte size harika bir vücut. Ayrıca sadece harika bir vücut
yaratmaz, aracınızda hava yastığı yoksa size koruma da sağlar




proje sahibi: Yeliz KOCA


gün ışığında güneşten aldığı fotonları elektrik enerjisine dönüştürür.
Oluşan elektrik enerjisinin bi kısmı çeşitli elektik ihtiyacı duyulan
işlerde kullanılırken bir kısmı da beyaz ışık yayan bir lambayı yakmada
kullanılır, böylece gece bile elektrik üretilebilir.




proje sahibi : sinekler

AYAK KOKULARINA SON Bu ayakkabıyı çorapsız giyebilecek ve içindeki
otomatik parfüm sayesinde ayağın basılmsıyla sitem harekete geçecek ve her
7 dk da bir ayağa parfüm sıkacak ve ayak kokmayacak




proje sahibi : Friday

Ventisprayatör Gelişmiş bir vantilatör olan buluşumuz insanların
sıcaktan yapış yapış oldukları gün ve gecelerde imdatlarına yetişecek.
çalışmazken normal vantilatörler gibi gözüken buluşumuz, ortasındaki kırmızı
haznesine su konulduktan sonra çalıştırıldığında bir yandan
serinletirken, bir yandan da su püskürterek daha fazla ferahlık sağlamaktadır.
Resmimizde de gördüğünüz gibi sıcak bir günde bütün gün deniz kenarında
güneşlenmiş ve bronz bir ten ve güneş ve deniz suyundan açılmış sapsarı
saçlara sahip olmuş olan konu mankenimiz, evine gelmiş ve ventisp`ımızın
karşısına geçerek bütün yorgunluğunu atabilmiş ve bu sayede yaz
günlerinin yoğun akşamları için enerji toplayabilmiştir.





proje sahibi:Friday

Bu projemiz olur olmaz yerlerde uykusu gelenler için. İlk bakıldığında
normal bir kol saatine benzeyen buluşumuz, istendiği zaman küçük bir
düğmenin yardımıyla altında sakladığı yastığı şişirmekte ve kendisi de
yastığın içinde kalarak kullanıcısına yumuşak, süper renkli rüyaların
görülebileceği bir yastık haline gelmekte, böylece de her uykusu
geldiğinde yatacak rahat bir yatak ve yastık arama derdini ortadan
kaldırmaktadır. (resimler 1-2-3-4) ayrıca alarmı sayesinde de uyanma vakti
geldiğinde yumuşak yastığımızın içinde kesinlikle rahatsız etmeyecek ama
uyanmanız için gerekli olacak kadar kuvvetli titreşimler oluşturmakta ve
çektiğimiz sağlıklı uykuyu nihayete erdirmekte ve bizi dinç bir şekilde güne
hazırlamaktadır. (resim 5)




proje sahibi:Kitaro

AYNALI SAAT PROJESI, Evlerimizde her odada duvar saati vardır. Bu hem
masraftır hemde farklı modellerde olan saatler yüzünden bir zevksizlik
oluşmaktadır. Ben hiçbir saatçide aynı saat modelinden 3-5 tane görmedim
Bu proje bir tek saat ile (en yakışıklısını seçin) sorunu çözüyor.
Neredeyse yerinizden kalmadan. Şekilde tek oda için çizdim. Kendi ev
planınıza göre aynaları uygun açılarla yerleştirip diğer odalara saat
görüntüsünü taşıyabilirsiniz. Hem bu aynaları saç baş taramak içinde
kullanabilirsiniz.


proje sahibi: mice


Fiş mi Priz mi? Bu alet hem fiş hemde priz olarak kullanılıyor. Uzatma
kablolarında bir taraf fiş bir taraf priz olmazk zorunda. Kabloyu açtıktan
sonra "yok burada priz olması lazımi yok fiş lazım" dememek içn
geliştirilmiş bir ürün. Resimde gördüğünüz gibi üstteki düğmeyi ileri
iterek prizi fiş haline getiriyoruz.


proje sahibi: mice


ilk resimde gördüğünüz düzenek çok acayip hassas bir denge üzerinde
duruyor. Düzeneğin üzerinde kan var. ve sivri kanın kokusunu alıp geliyor.
ikinci resimde kanın kenarına konup içmeye başlıyor. çok acayip hassas denge
üzerinde duran dzeneğin ağırlık merkezi bozuluyor ve hafifçe yukarı
doğru kalkıyor. düzeneğin ucundaki çıkıntı sivri öldürcüsünü harekete
geçiriyor. ve üçüncü resim. sivri için hazin son. bizim içinde tatlı bir uyku.
NOT: sivri öldükten sonra düzeneği tekrar eski haline getirmeyi unutmayın.
ki sivrinin akrabaları gelip cenazeyi kaldırsınlar



proje sahibi:psycookie

Alttan Isıtmalı Koltuk Procesi:Soğuk kış günlerinde nezle olup
burnumuzu temizlemek için mendil almak için ayağa kalkmaya üşeniyorsanız bu
koltuk tam size göre.Koltuğun hem kendi ısıtma sistemi hemde peçete selpak
ve tuvalet kağıdı koymak için çeşitli aparatları mevcut.Renk seçimi
size kalmış!




proje sahibi: burcuburcu

tırtıl görünümlü sac tarağı, ben denedim hiç acıtmıyor, toplu iğneler
saclarımın arasında kayıp gidiyor





proje sahibi: psycookie
Fosforlu Kitap Procesi:Fosforlu kitaplar sayesinde elektrikler
kesildiğinde bile yazılanları okuyabileceğiz.Böylelikle elektirkler kesildi
ödevimi yapamadım.Mum düştü kitap yandı hocam gibi bahanelerinde sonu
gelmiş olacaktır.Piyasaya sürülmesi sakıncalı olup öğrencilerin
ulaşamayacağı yerlerde saklanması ve satılması gerekmektedir.





proje sahibi:Friday


Projemizin adı bisküvi bandırma (bb); bisküvisini çaya veya süte
bandırmayı sevenler için. Bisküvisini bandırarak yemeyi sevenler bilirler, ve
bisküviyi tam anlamıyla yumuşamış ama çok da fazla yumuşamış bi halde
çıkarma stresini her seferinde yaşarlar. Az yumuşaması olaydan keyfinin
çıkarılmasını engellerken, fazla yumuşaması ise bisküvinin parçalanma
ve çayın-sütün içine düşme riskini beraberinde getirir. bb işte buna
engel olmak için geliştirilmiştir. bb`nin içine bisküvimizi
yerleştirdikten sonra (dikkat ederseniz boyut olarak bisküvimizden daha büyük,
çayı-sütü emdikten sonraki büyüme payı da hesaba katıldı çünkü) gönül
rahatlığımızla bb`li bisküvimizi çayımıza-sütümüze bandırıyoruz, tam olarak
yumuşadığından emin olunca da çıkarıyoruz, kapağını açıyor ve hüppp
mideye indiriyoruz, ne içinde kıtırlı yumuşamamış bölümler kalıyor, ne de
bardağımızın içine düşüp bizleri bir de kaşık arayışlarına itiyor.
Böylece bu muhteşem lezzetin tadına sinir stres yapmadan istediğimiz kadar
varıyoruzzzz, afiyet şeker olsunnnn




proje sahibi :padavan

kendi kendini temizleyen yürüyen halı evlerde ve işyerlerinde ki uzun
koridorlar için tasarlanmış olan bu makina da bir silindire monte
edilmiş olan halı, üzerindeki sensörler sayesinde kişinin gideceği yönü
tespit ederek o yöne doğru hareket etmeye başlar böylece kişi yorulmadan
zahmetsizce bir yerden diğer bir yere gidebilir ayrıca motor kısmına
yerleştirilen u.v filitresi sayesinde halının sürekli temiz olması sağlanır.
böylece hem temizlik derdinden hemde yürüme derdinden kurtulmuş olunur.





proje sahibi:DalgaBoyu



Bu tuzluk hem tuz hem karabiber atılan yemeklerde kolaylık sağlaması
amacıyla tasarlanmıştır. Tepesindeki kapakların ikisini de açarsanız
tuzluğu sallarken tuz ve karabiber için harcadığınız enerji azalır. Biraz
daha uğraşıp daha fazla sayıda baharat için kulanılabilecek ve
istediğiniz baharatı istediğiniz miktarda dökebilmenizi sağlayacak bir tuzluk da
yapılabilir


















 






3 LÜ KLAVYE PROJESİ


Gerekli olan sermayeyi buldugum zaman hayata geçirecegim bu 3 lü klavye
sayesinde ismindende anlaşılacagı gibi 3 adet işlem yapabiliyorsunuz.
1-bilgisayar başında saatlerce oturuyorsunuz ve artık yorgun düştünüz
uykunuz geldi ama hala işiniz var uykunuzun açılması için hemen -PEMBE-
dügmeye basarak bilgisayar masasının altına yerleştirilen kahve
makinesi sayesinde 1 dakika içinde kahveniz hemen hazırlanıyor ve sizde bu
sayede yerinizden hiç kalkmıyorsunuz
2-bilgisayarınızda bulunan bir bilgiyi bi köşeye yazmanız gerekti fakat
oda ne? etrafta hiç kagıt bulamadınız bu anda yardıma hemen -MAVİ- dügme
geliyor dügmeye bastıgınızda karşınıza hemen not defteri çıkıyor
3-karanlıkta klavyenin tuşları gözükmedigi için akşamları yada odanız
karanlık ise mecburen ışıgı yakmak zorundasınız fakat bunun yerine
ampulun yaktıgı elektrikten daha ucuza gelen pille çalışan el feneri
ni çalıştırmak için hemen -KIRMIZI- dügmeye basmanız yeterli bu sayede
elektrik ücretiniz ucuzlayacaktır




proce sahibi: kötü kedi

BORULU SÜRAHİ PROCESİ


Sürahinizin plastik yada camdan olması farketmez ama boruların plastik
olması şarttır nedeni ise platıgın bir zararı olmaz ama cam olursa
kırılma ihtımali
oldugu için bu borulardan çocuklarda su içecegi için plastik olması
şarttır.borular kişi sayısına göre azaltılabilir yada çogaltılabilir
borular esnemeli oldugu için yaklaşık 2 metre kadar uzuyorlar.sürahi
ile birlikte yanında hediye olarak 4 adet boru veriliyor 
  3 LÜ YIKAMA FIRÇASI
Bu fırça sayesinde araba yıkarken normalde ancak bir camı
yıkayabılıyoruz ama
bu fırça sayesinde aynı anda 3 adet camı yıkayabılıyoruz resimdede
gözüktügü
gibi bir fırçanın sagına ve solunada birer fırça baglanarak 3 camı
aynı anda yıkayoruz bu sayede zamandan çok büyük ölçüde fayda
saglıyoruz




proce sahibi: kötü kedi

TELEVİZYONLU HAZIR YEMEK ÜRÜNÜ PROCESİ


Bu ürün t.v  olmayan yerlerde yemek yerken t.v izlemek için
yapılmıştır.
Ürünün 3 çeşiti bulunmaktadır.1-hamburger+patateskızartması+kola
2-kızartılmış et+ekmek+kola 3-döner+patates kızarma+meyve suyu
Yemek yerken t.v izlemenin keyfini çıkarın.




proce sahibi: montjean

FANTASTİK SİRK BİSİKLETİ PROCESİ
Sürüldüğünde bir koşuşturma havası veren tek tekerli sirk aracı

08:41 - 3/10/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

Tanıtım
TECHNOLOGY

Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım

Son yazilarım
- Başlıksız
- kıbrıs su projes ı
- hayatımızı değıstıren ıcatlar
- Technology
- Leonardo’nun esrarengiz bisikleti
- ISITMA NEDENLERİ
- ROBOTLAR
- PROJELER(ZİHNİ SİNİR)

Arkadaşlarım